The Secret Friend Society
25 Ekim 2007 yazan: Fuykusuz Fuyku
Bazen yazmak istediğim şeyleri bekletiyorum çünkü onlar hakkında daha fazla bilgi toplamak daha detaylı anlatmak istiyorum. Ama sonra bir gün taslaklarıma bir de bakıyorum ki, üzerlerinden oldukça zaman geçmiş ve ben hala üzerlerine yeni bilgiler ilave edememiş oluyorum. Kimi zaman beklettiğim için, o an beni heyecanlandıran şeyleri hiç paylaşamadan unutuyorum. Bu sefer, keşfettiğim bu yaratıcı ve şirin karikatür sitesinin başına aynı şey gelsin istemedim. Ne ben unutayım istedim, ne de sizinle paylaşmadan geçeyim. Bir şekilde, bu sitede var olsun istedim bu çizgi diziler.
Bahsedeceğim sitenin ismi “The Secret Friend Society”. Gizli Arkadaş Derneği ya da topluluğu olarak çevirebilirim. Ama burada gizli arkadaş dediğimiz şey karikatüristlerin çizgi dizilerini takip edince anlamını buluyor. Çünkü çizerler Hope Larson ve Kean Soo, kimi zaman ayrı ayrı kimi zaman da birlikte çalışarak, genel olarak çocuk kahramanların herkesten sakladıkları hayali arkadaşlarını veya gizli kahramanlarını anlatıyorlar bize. Aslında onlar hiç birşeyi üstüne basa basa anlatmıyor, sanıyorum herkes en çok etkilendiği detayda buluyordur kendi mesajını. Ben Salamander (Hope Larson’un) ve Jallaby (Kean Soo’nun) çizgi dizilerini okudum sitelerinden. Salamander sonlanmış bir hikaye, Jallaby ise hala gelişmeye devam ediyor. Jallaby’de çocukluğun kocaman hayal dünyasını bulurken, Salamander’de çocukluğa bir de ergenliğe geçişin getirdiği farklı meraklar ve büyüme olgusu da ekleniyor. Kendi adıma ikisini de ayrı ayrı sevdim ama benim fuykusal hayal dünyama Salamander daha hitap etti diyebilirim. Semender adam ve çıplak ayakla çimenlerde koşuşturan, doğanın sırlarına kavuşmak isteyen, yalnız çocuk teması.
Jellaby’i okurken ise sanki yeniden ana okuluna gidiyorum ve kahraman Portia benmişim gibi, ve o süper arkadaşım Jellaby ile maceradan maceraya koşuyorum ve hiç kimsenin bilmediği bir arkadaşım olduğu için de kendimi herkesten şanslı hissediyorum gibi düşünüyorum.
Umarım bir göz atarsınız.
http://www.secretfriendsociety.com/index.php
(İngilizce ne yazık ki, Türkçe’si yok, belki ben bir gün çeviririm:) )
Sevgiler
Merhabalar,
Ben İngiltere’ye hiç gitmedim ancak gidenlerden sıklıkla duyduğumuz bir kahve noktasıydı Cafe Nero. Artık bizimde bir Cafe Nero’muz var. Cafe Nero İtalya kaynaklı bir firma ancak lokasyon olarak İngiltere’de kuruluyor ve kurulduğu yerde inanılmaz güçlü bir marka haline geliyor. İngiltere’de şu anda en fazla mağzaya sahip olan bağımsız kahve zinciri kendileri. Türkiye mağazasına gelince, 

GÖRDÜĞÜM en HİP EN RETRO en GRAFFITI en art DOLU VE görünce aşık OLDUĞIM ayakkabılar:)
Bu gün Film Ekimi geliyooooor diye müjdelemek istiyorum sadece sitemden. Çok kemik bir kitlesi var gerçi film ekiminin, onlar zaten aylar öncesinden farkında oluyorlardır etkinliğin ama benim sözüm benim gibi her sene heveslenip de işten güçten plansızlıtan son dakikaya kalan ya hiç gidemeyen ya da hepi topu bir veya iki filme gidebilip diğerlerine gidemediğine pişman olan ve mütemadiyen hayıflanan ekimden bihaber tiplere. Ben de bu gruba girdiğimden rahatça yerebiliyorum bizleri. İki ayağı bir pabuca girmeden etkinliklere katılamaz genellikle bizim gibi şaşkınlar.

İnanılmaz derecede bunaldim, sıkıldım, zorlanıyor vücudum, adaptasyonumda güçlükler yaşıyorum. Terliksi hayvan, amip falan gibi tek hücreli bir organizmayım sanki ve bulunduğum habitatı değiştirmişler de ben yenisine adapte olamayıp yok olacakmışım gibi geliyor. Zaten bu sıkılmışlıkla birleşen işe yaramıyorum hissiyatı ile koskoca binanın üstüne sürülüveren bir çatlak gri sıvadan başka birşey gibi hissedemiyorum kendimi. Burası için bir ışık, yeni bir soluk, heyecan, sıcaklık, destek, yaratıcılık gibi kavramları ifade edeceğim derken sanıyorum başladığımdan beri olsam olsam süs bitkisi, çekingenlik, halim selimlik, sessizlik, içine kapanıklık, soğukluk, utangaçlık, gereksizlik gibi kelimeleri ifade ediyorumdur.
Sabah buraya yazı yazmaya niyetliydim, ve cümlelerimi görmeliydiniz. Sonbaharın bu Eylül’de bana uğramadığından aksine sanki ilkbaharı yaşıyor olduğumdan, içimde süregelen bahar mevsiminden bahsedicektim. Ancak öğleden sonra ve şu an tam bir Eylülsellik çöktü sanki üzerime. Rengim sabah güneş renkleriyse şu an tam bir akşam griliğindeyim, gece siyahı değil ama akşam çökmüş yani üzerime.
