RSS Üyelik | Login

Yaz yazabilirsen

Yaz geldi, iklimleri kontrol altına alabildiğimiz hijyenik ve kurumsal odacıklarımızda neredeyse sonbahar soğuklarında çalışmaya çalışıyoruz. Ofis sendromları bitmek bilmiyor. Kim ne giymiş, kim kilo almış, kim hamile kim yeni doğurmuş, bekarlar hala mı bekar, evlilerde çocuk ne zaman sorucukları kafamızda.

Diğer daha karanlık sorular ise hep bilinçaltımızda..Hakkım yeniyor, şu kıza bak sırf daha güzel ve havalı diye daha iyi mevkilere ne de rahat geliyor, patronlar bize eziyet için mi yaratıldı gibi devam edip gidiyor liste.

İş dünyası kurtlar sofrası. Hakikaten öğrencilik yıllarında, kıymetini bilin diyenler meğer çok haklıymış. Ekmek aslanın ağzında ve özel sektör insanı portakalın posası gibi posaya çevirmeye, suyunu çıkarmaya, ruhunu satın almaya endeksli bir sektör. Hangimiz masumca bu işi götürebildiğini, kalp kırmadan, haksızlık yapmadan, bazen adaletsiz davranmadan iş hayatını sürdürebildiğini söyleyebilir.

Benim hala hayalim var, altı kısılmış ocak gibi hafif harda bu ümit yanmaya devam ediyor. Fakat bazen umut kırıcı vakalar da olmuyor değil.

Çok beğendiğim, başarılarını yakından takip ettiğim, ve bayan olup hayalindeki hobisini mesleğe dönüştürebilmiş pastacı bir hanfendinin, mağazalarını kapatmak zorunda kaldığını ve özel sektöre çalışmak için geri döndüğüne şahit oldum.

Kendisiyle bu sayede tanıştım ve onu tanımak benim için büyük bir sürpiz oldu ancak gönlüm gerçekten onun hayal ettiği yolda yürüeyebilmesini isterdi.

Demek ki  hayallerinde sonu yok..

O en azından belki herşeyi denemiş olmanın iç huzurunu ve hayalindeki mesleği çok başarılı bir şekilde icra etmiş olmanın gururu ile yaşıyor.

Bizler kaybolup gidecek miyiz bu girdaplarda. Yoksa onun gibi özgürce severek çalışarak başarılı olmuş olmanın çocuksu muzip gülümseyişine ve sırlarına nail olabilecek miyiz?

Gerçekten dileklerimin gerçek olmasını çok istiyorum.

Gök kuşağının altında buluşmak üzere.



Yorum yap

Siteye yorum yazmak için giri? yapmal?s?n?z.