Sonbahar, Ay kafe, Abdulla, Kapalıçarşı, Yemek Kitapları ve Ben
23 Ekim 2007 Yazan: Fuykusuz Fuyku
Merhabalar,
Ne zamandır yazamadım birşeyler. Bu demek değil ki etkilendiğim bir şeyler veya üzerinde yazmak istediğim olaylar olmadı bu hafta. Aksine, etkilenmeye sürekli devam ediyorum ama sanırım odaklanma zorluğu yaşadığım bir dönem geçirdim. Değişen mevsimle birlikte değişen renkler, yağmur, saçlarımın dökülme hızının artması ve buna mukabil ruhumun geçirdiği mevsim değişikliği ile birlikte bende de pastel renkler, koltuğa yatıp battaniye içine saklanma ruh hali ve eve kapanma isteği had safhada.
Gelelim bu hafta aslında yazmaya gücüm olsaydı nelerden bahsederdim kısmına. Sanırım herkesin bahsettiği çünkü kayıtsız kalamadığı Facebook’tan ve onun inanılmaz zamanımızı çalan sevimli eklentilerinden (sandbox, fluff, rakı sofrası, binbir türlü hediye,anketler,graffiti olanakları, tizz me..sırala sırala bitmiyor, engellemekle tükenmiyor, en sonunda pes ediyorsunuz)bahsederdim.
İkinci olarak Kapalıçarşı’da gezmekten ne kadar keyif aldığımdan, bir dönem abonesi olduğum Kapalıçarşı dergisinin güzelliğinden ve elimdeki favori sayıda yer alan bir kaç güzel yazıdan, Kapalıçarşı’da gitmekten çok zevk aldığımız, Banu ve Yase’nin sayesinde ilk olarak öğrendiğimiz cheesecake ve brownie cenneti Ay Kafe‘yi yazardım. Birde onun yanındaki Deli Kızın Yeri‘ni. Ne olur yolunuz Kapalıçarşı’ya düşsün, ne olur keşfedim avucumuzun içi gibi bilelim en güzel mutfak eşyalarını, İznik çinilerini, Keçe eşyaları, birbirinden güzel içine ruh katılmış doğal taşlarla tasarlanmış takıları. Hele o, bir an önce bizi almalısın diyen banyo eşyaları, doğal sabunlar yok mu. Abdulla‘dan bahsediyorum, her ay maaşı alınca ilk oraya gitmeliyim diye hayal kuruyorum çünkü. http://www.abdulla.com/
Birde Mısır çarşısında gördüğüm, cep yakmayan, kek kalıpları, mutfak eşyaları ve oldukça minimalist tasarımlara sahip mutfak eşyaları geliyor aklıma.
Aynı zamanda Amerika’dan gelirken aldığım kokteyl kitaplarım, yemek kitaplarım ve vejeteryan olduktan sonra edindiğim vejeteryan kitaplarımı çıkardım gün yüzüne geçen hafta. Kunduzla seçip, deneyip, hatta sitemde paylaşalım dedik ama iş ve hayat yoğunluğundan geçen hafta başaramadık.
Umarım yakın bir zamanda, yemek içmek dünyamızı zenginleştirmek için, içine girdiğimiz maceraları sizlerle de paylaşacak güzel fikirlerle burada olurum.
Yün yumaklar gibi sıcak ve renkli kalın efendim.
3 cevap to “Sonbahar, Ay kafe, Abdulla, Kapalıçarşı, Yemek Kitapları ve Ben”
Yorum yap
Siteye yorum yazmak için giri? yapmal?s?n?z.

Merhaba,
Bahsettiginiz kapalicarsi dergisini nerden bulabilirim acaba? Ben de severek geziyorum kapalicarsiyi, dergiyi almak isterdim.
Aylin Merhaba,
Ben dergiyi kapalı çarşıda bir esnaf sayesinde tanımış, oradan ilk sayımı almıştım. Daha sonra abone olduğum için adresime gönderdiler. Eve gidip dergiye kavuşur kavuşmaz sana daha detaylı bilgi verebilirim sanıyorum, irtibat kurman gereken kişiler için. İnternetteki adreslerinden de dergiye göz atabilirsin.
Aylin, dediğim gibi ben bu dergiye yaklaşık 6 aydır falan ulaşamıyorum çünkü kapalı çarşıya gidip orada büfelerde bulabiliyordum önceden, eski sayıları da Taksim’de sahaflardan alıyordum. Şimdi dernek@kapalicarsi.org.tr bu adresten kendilerine ulaşmaya çalışacağım. Bilgi alır almaz buradan iletirim aboneliği nasıl yapabileceğimizi. Senin sorun olmasa dergiye ulaşmanın bu kadar zor olduğunu fark edemezdim teşekkürler.